20140727_191615 Kamplı Turlar

İzmir-Didim Turu (27-29 Temmuz 2014)


Evet; ilk kazalı, aksiyonlu turumdan sonra bu turun yazısını yazacağımı söylemiştim.Çünkü çok güzel insanlar tanımama vesile oldu, yeni bir dost kazandım. Bir dost diyemem birkaç dost kazandım. Yola çıkmadan önce yıllardır yapmak istediğim bir rotaydı. Sonunda maddi ve manevi özgürlüğü sağladım. İş hayatının sağladığı 5 günlük boşlukta bunu gerçekleştirmeye karar verdim, çantamı hazırladım. Bisiklet bakımını gerçekleştirdim. Şimdiden uyarayım uzun bir tur yazısı olacak. Hiç sadeleştiremeyeceğim bu anıları. Sabrınız için yazının en başında teşekkürlerimi sunuyorum.

Tarih, saat, kilometre ve plan hesapları yapmadan çıktım yola. Sadece 1-2 gün öncesinden rota hakkında yüzeysel ve sağlıklı bir araştırma yaptım, malum sıcaklar… Velhasıl sabah 9:30 İZBAN seferi ile ilk bisikletli yolcu alımı başlıyordu. O vakite yetişecek şekilde sabah yola çıktım. İZBAN’da 1 saati geçkin bir yolculuk ile Cumaovası’na vardım. GPS yardımı ile Torbalı yolunu bularak yola koyuldum. Öğlen sıcağı kendisini göstermek üzere başladım yavaş yavaş pedal basmaya. Torbalı’ya az kala bir mola verdim benzinlikte.

20140726_120701

Asfalt yakmaya başlamıştı. Kısa bir süre sonra Torbalı’daydım. Torbalı’dan devam ettim.

20140726_122801

Karşı Bisiklet ile ilk buluşmam olan SOMA turunda tanıştığım ve Kuşadası’nda okuyan Ege dostu aradım. Kendisi sezonda olduğu için Kuşadası dışında olduğunu belirtti, biraz sohbet edip yol hakkında konuştuktan sonra yola devam ettim. Yolda ilgimi çeken terkedilmiş ufak bir yerde su molası verdim.

20140726_124458

Ardından Belevi’ye gelmeden öğlen sıcağına daha fazla dayanamadan yemek molası verdim. Öğle yemeğimi yedim. Gayet serin ve huzurlu sessiz bir ortamda civcivler eşliğinde, müziğim eşliğinde vakit geçirdim. Deşarj oldum. Bir ila bir buçuk saati orada harcadıktan sonra yola devam ettim.

20140726_134252 20140726_134255 20140726_135054

 

Belevi’ye gelince ters rüzgar başladı. Selçuk’a vardım hala devam ediyordu. Bir gazoz molası verdim.

20140726_154538

 

Ardından Selçuk-Kuşadası arasında uzayan düzlük yola girdim. Bu yolun sağ tarafında uzanan gölgelik bisiklet yoluna girerek kafam rahat bir şekilde pedallamaya devam ettim ters rüzgarın iticiliğine rağmen. O yolu bitirdim. Kuşadası, Menderes ve Pamucak ayrımına geldim. Bir süre Yavuz Çetin’in sesi doldu kulaklarıma.

Hemen o an hiç kullanmadığım ve görmediğim bir yol olan Pamucak yolunu kullanmaya karar verdim. Kuşadası’na girerken başlayan uzun iniş ailemi ve konuştuğum dostlarımı tedirgin ettiği için kimseyi sıkıntıya sokmadan ilk defa göreceğim bir rotayı tercih ettim.

Pamucak yolundan devam ederken ters rüzgar inatçılığıyla tam karşımdan esmeye devam ediyordu. Rüzgarın da bir sebebi vardır diyerek küfürleri şiddetlendirerek pedallamaya devam ettim.

20140726_164417

Derken tırmanış başladı. Bir süre tırmandıktan sonra epey yüksekte olduğumu görerek fotoğrafladım, nefeslenip enerjimi depoladıktan sonra devam ettim.

20140726_170243

Çıkışın ortasında yol ikiye ayrılıyordu. Hemen orada bulunan dolmuş şoförlerine sordum. Tereddütsüz sağdaki inişi takip etmemi söylerek beni heyecanlandırdı. Başladım inişe, birkaç dakika kadar süren iniş çok iyi gelmişti. Deniz seviyesine inince o rüzgarın sebep olduğu dalgalar ve köpürtmesi ile karşılaştım. Anlayamazsınız… Son bir tatlı rampa ile tekrar inişe geçtim.

20140726_171440

Direkt olarak ablamın evinin önüne ulaştım. Eve varınca hemen duşa girerek yakalamış olduğum iç huzurumu, dış huzurum ile taçlandırdım. Ardından güzel bir akşam yemeği ziyafeti, ziyarete gelen ablamın öğrencileri ile sohbetler yorgunluk biraları derken yorgun düştük. Uykuya dalıp sabah 10-11 sularında uyandım. Ablamın muhteşem kahvaltısı ile karşı karşıya kalmıştım. Hemen oturduk afiyetle yemeye başladık, bugün gideceğim rota ve yol hakkında konuştuk. Hava sıcaklığı ablamı ve ailemi tedirgin ediyordu. Ben de içten içe nasıl giderim bu sıcak havada diye düşünürken vazgeçip bir gün fazladan Kuşadası’nda kalma fikriyle savaşa girdim. 

Kazanan ben oldum. Öğlen 1’e doğru hazırlanıp ablam ve erkek arkadaşıyla vedalaşıp yola koyuldum.

20140727_134814

 

Çok sıcaktı fakat yıllardır gitmek istediğim bu kısa rota üzerinde yol alıyordum bir şekilde keyifle bu yol alınacaktı. Velhasıl saat 2’ye doğru Davutlar-Güzelçamlı ayrımını geçerek kısa süreceğini düşündüğüm bir rampaya girdim, çık çık bitmiyor. Sıcak bitirdi beni sık sık yakaladığım ağaç gölgelerine sığındım. Bir ara suyum bitti. Alabileceğim hiçbir yer yok derken karşılaştığım yol ayrımında köy kahvaltısı hizmeti veren bir yer buldum. Hemen girdim sularımı doldurdum, yol hakkında bilgi aldım ve tırmanışa devam ettim.

Ardından adına dikkat etmediğim ufak bir köyden geçerken artık zirvede olduğumu fark ettim.

 

20140727_145244

İniş başladı. İnişte çıkış gibi olunca çok sevindim, çünkü bitmiyordu… Söke’ye az kalmışken hala iniyorum baktım ileride iki bisikletli daha ilerliyor. Bastım pedala yanaştım yanlarına. Başladık sohbete, yollarımızı anlatmaya. Aydın Germencik ilçesinde yaşayan ve birlikte çalışan iki iş ortağı avukat Esra abla ve Kasım abi Söke’den Kuşadası’na doğru kahvaltı için yol almışlar, Söke’ye dönüyorlardı. Söke’de bisikletçi arkadaşları ve gruplarından bahsettiler. (SÖKELİ BİSİKLETÇİLER GRUBU) İhtiyacım olup olmadığını sordular. Benim de fazladan yedek iç lastik ihtiyacım olabileceğini söyledim. Davet ettiler kırmadım.

Gittik ve Hakan abi ile tanıştım. Bisiklet ve önümdeki yol hakkında sohbet ettik. Derken bisikletime sticker yapıştırmak istedi, tabiki geri çevirmedim tam tersine mutluluk duydum. Bisikletimi aldığım Karşıyaka’daki Seda Bisiklet’in sahibi Bülent abi ile aralarının çok iyi olduğundan bahsetti. Güzel bir tesadüftü. Şimdi Seda Bisiklet’e bir selam borcum var. :)

Velhasıl beni çok güzel ağırladılar, ısrarlarıma rağmen aldığım iç lastiği hediye etmek istediler. Sökeli Bisikletçiler ve Sarı Zeybekler Bisiklet’e çok çok teşekkür ederek ayrıldım oradan. Hemen yemek işini çözerek Söke Ovası’na doğru yollandım.

20140727_153618

 

Söke Ovası henüz başlamadan çirkin bir asfalt ve trafik beni karşıladı. Yaklaşık olarak 30 KM, dümdüz bir ovada, sağ tarafımdan gelen sert rüzgar ile solumda hızla yol alan kamyonlar ve arabalar eşliğinde sıkılarak pedallayacaktım. Başladım. Pedala ne kadar basarsan bas bitmiyor yol. Arada sıkıntıdan ve rüzgardan dolayı gölgelik yerlerde duruyorum. 

En son durduğumda artık ovanın sonuna çok az kalmıştı. Soluma doğru baktım, uzaktan bir bisikletli daha geliyor. O yaklaştıkça ikimizin de yüzleri gülümsemeye hatta neredeyse 32 diş görülecek şekilde sırıtmaya kadar devam etti. Hemen tanışmadan önce heyecan ve mutlulukla yolculuklarımız hakkında konuşmaya başladık. 

20140727_172446

Kendisi Maraş’lı fakat görevinden dolayı Ankara’da yaşıyor. Çanakkale’den yola çıkmış Bodrum’a kadar devam edecek bir Ege Kıyıları turunda. Bir sonraki durağı tıpkı benim gibi Didim. Fakat zaman problemi olduğu için yüksek tempoda pedallayacağını söyledi. Didim’de buluşmak üzere telefon numaralarımızı alarak devam ettik yola o önde, ben arkada. Aramız epey açıldı ancak ova bitiminde Didim ayrımına dönecek iken tekrar buluştuk. Bu noktadan itibaren ortak bir tempoda Didim’e kadar beraber gitmeye karar verdik. 

Ona Didim’e gelmeden eskiden bildiğim bir kamp alanından bahsettim. Beraber orada kamp atmaya karar verdik. Didim’e yaklaşınca çok güzel bir tepede mola verdik. Telefon görüşmeleri, fotoğraf çekimi ve enerji depolama molasından sonra orman kampına kadar devam ettik.

20140727_190053 20140727_190055 20140727_19051820140727_191615

 

Oraya vardığımızda henüz hava kararmamıştı. Tam gün batımı izlenecek vakitte çadırlarımızı kuracak yeri aradık ve bulduk. Prizlerin olduğu yere de nispeten yakındı. Duşlarımızı aldıktan sonra yorgunluk biralarımızı yudumlayıp güzel sohbetimiz eşliğinde yemek hazırlamaya başladık. Bu arada güzel dostumun adı Osman, unutmuşum söylemeyi. Osman pilav yaparken ben de elimden geldiğince tadında bir çoban salata ile uğraşıyordum. 

20140727_211815 20140727_220819

Bir de yan çadıkdaki abimiz vardı efendim. Ortak oldu dostluğumuza. Kamu emeklisi, diyabet hastası İstanbullu çok babacan bir insan. Didim’in havası diyabetine iyi geldiği için her sene bu kamp alanına gelerek ailesi ile 2 ay tatilini aksatmadan yaparmış. Yemekler yenildi, sohbetler edildi, yorgunluk çöktü. Güzel bir güne uyanmak dileğiyle çadırlara geçtik.

 

Sabah olduğunda çadırdan çıktım. Bayramın birinci günüydü. Osman ile saygı değer abimiz çay eşliğinde sohbet ediyordu. Hemen katıldım aralarına. Bayramlaştık. Osman ile bana taze çayından ikram etti. Sohbetimize dün geceden bu yana Erkan Oğur ve Neşet Baba eşlik etmeye devam ediyordu.

Ardından kahvaltı için çadırlardan ayrılarak kamp alanının alışveriş yapılan tek noktasına ulaştık. Kahvaltımızı yaptık. Çadırlara döndüğümüzde saygı değer abimiz bir torba Alaşehir üzümü ile geldi. Mahcup etti bizi.

20140728_145813

Artık yavaş yavaş gün ortasına geliyorduk ve yolları ayırma vakti yaklaşıyordu. Osman önden hazırlandı, benim acelem yoktu. O bisikletini ve çantalarını hazırlarken tanışmamızın, karşılaşmamızın ve kısa sürede paylaşılan özel ve güzel anıların özetini geçiyorduk. Vakit gelince vedalaşarak onu Bodrum yoluna uğurladım.

20140728_151052

Bense Didim merkeze giderek bir gece orada konaklamak ve sonrasında İzmir’e dönme planları yapıyordum. Saygı değer abimizle sohbet ederken (o kadar sohbet esnasında adımızı dahi sormadık birbirimize o yüzden sürekli böyle hitap ediyorum) bisikleti ve çantaları hazırladım. Bir veda da kendisi ile yaşayarak ben de kamp alanından ayrıldım.

İlk önce Mavişehir’e vardım. Çocukluğum canlandı. Biraz gezdim, dolaştım, fotoğrafladım.

20140728_155308 20140728_155348

Fazla oyalanmadan doğru merkeze pedalladım. On dakika kadar pedallamadan merkeze doğru hafif eğimli bir yolda devam ettim. Derken Yavuz Çetin’in mızıkaları eşliğinde Altınkum’a giriş yapıyordum. Biraz tuhaf gelmiş olmalı ki insanlar manasızca bakıyorlardı ve inanılmaz kalabalıklardı.

20140728_163600 20140728_164023 20140728_164657

Hemen kalacak yer ayarlamam lazımdı. Sağa sola gittim, koylara girdim çıktım. Zor yollardan ince lastiklerimle kazasız belasız geçtim fakat hepsi boşaydı. Son umut insanlar azalınca Altınkum plajına kuracaktım çadırı. Teknelerin oraya çektim bisikletimi ve yemek işini hallettim. Limonatamı alıp oturdum. Vakit öldürüp insanları izlemeye koyuldum.

20140728_182424

O sıralarda telefonum çaldı. Karşı Bisiklet grubundan yine SOMA’ya birlikte pedalladığımız Aykut dost arıyor. Didim’de imiş. Biraz konuştuktan sonra beni evlerinde ağırlamak istediler. Bulunduğum noktaya geldi ve buluştuk biraz oturduktan sonra doğruca oraya yol aldık.

20140728_195246

Bir yorgunluk duşu ardından mükemmel bir sofra afiyetle… Yemek sonrası yıllardır görmediğim ve Didim’de olduğunu bildiğim “Gökan” dostu aradım. Aykut ile onun yanına gittik. Bizi hiç bilinmeyen mültecilerin Türkiye’ye giriş yaptığı zifiri karanlık bir koya götürdü. Milyonlarca yıldız, biralarımız, müziğimiz ve sohbetimiz. Hepsi yola çıkmadan önce hayal ettiğimden fazlasıydı o gece. Ve sona erip zamanın beni İzmir’e atmasını istemediğim bir geceydi. Lakin bu gece de bitti. Güzel hikayelerle Aykutlara döndük. Uykumuzu almak üzere yataklara geçtik. Tatlı bir uykudan sonra uyanınca yine mükemmel bir kahvaltı sofrasıyla beni çok mutlu ettiler. Tekrardan çok teşekkür ediyorum hepsine teker teker.

Onlarla da vedalaştıktan sonra artık otogara doğru yol almaya başladım. Hiç dönmek isteği yoktu içimde fakat mecburdum ve otogara giderek otobüsümün perona yanaşmasını bekledim. Geldi gelmesine fakat bisikleti alamayacaklarını söylediler. Bileti alırken bunu belirterek aldığımı ve bisiklet sözleşmelerini hatırlattım malum firmaya. Uğraşlarım sonunda bisikletime ayrı bir yer açıldı ve sadece benim bisikletim olacaktı o kapakta. İçim rahatladı, bindim otobüsüme.

İzmir’e yolculuğum Söke-Kuşadası üzerinden olacaktı. Yol devam ederken Selçuk’ta yolcu alırken baktım başka bir bisikletli ve inceden tartışıyorlar. Hemen indim aşağıya ve abi ile ısrarlarımız sonucu onun bisikletini de bir şekilde benim bisikletimin olduğu yere sığdırdık. Yolda da yan yanaydık. O da Kaz Dağları’na yapılacak olan İzmir’li bisikletçilerin bayram turuna katılmak için Akçay’a gidiyordu. Yol boyu bisiklet ve turlar hakkında konuştuk. Bir insan daha kazandırdık birbirimize. Velhasıl İzmir otogarına geldik. Bisikletimi indirdim ve yine ismimizi sormayı unuttuğumuz bisiklet dostu abimiz ile başka bir veda yaşadık.

Resmi olarak turu eve varacağım zaman tamamlayacaktım. Ama Kordon’da soğuk bir yorgunluk birası içmeden olmazdı. Hemen yol aldım keyfini çıkardım o anların. Sonrasında vapur ile Bostanlı’ya geçerek evime doğru yol aldım. O yorgunluk ve o ağır yükler ile evime giden yoldaki rampaları nasıl çıktığım hakkında en ufak fikrim yok.

Yol bitmişti. Hikayeler birikmişti. Geç de olsa yazma vaktiydi. Aldım kalemi elime ve bunlar çıktı.

Öncelikle bu turuma ve bu hikayelere katkısı olan dostlara, yolculara, bireylere tek tek çok teşekkür ederim. Ayrı olarak sabırla okuyan ve hikayemi benimle paylaşan herkese de teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım sizden bir parça uyandırmıştır bu yazı. Umarım sizlere de yol isteği gelmiştir, belki de gitmek gelmiştir içinizden… Tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Yol ile, hoşça kalın…

  • Berkcan ŞİMŞEK

2 yorum on İzmir-Didim Turu (27-29 Temmuz 2014)

  1. UMUT

    Yazıyı zevkle bir solukta okudum :) Aralara serpiştirdiğin müzikler yazıya ayrı bir hava katmış doğrusu, bende bundan sonra ekleyeceğim kendi yazılarıma :)

    Turda kendimden bir parça buldum diyebilirim, ayrıca daha güzelçamlı ya kadar gitmiştim ancak bu pamukçak taki toprak yolu kullanmamıştım, doğrusu merak ettim. Gittiğin rotayı harita üzerinde işaretleme yapıp bizlerle paylaşabilirsen süper olur ;)

    Birde eğer yolumuz düşerse diye, kamp alanın ismi, fiyatı imkanları nasıl diye sormak istiyorum, zira yorgun halde sıkıntılı bir kamp yeri tura gölge düşürebiliyor.

    Paylaşımlar için çok teşekkürler, bol pedallı günler :)

  2. Berkcan ŞİMŞEK

    Öncelikle çok teşekkür ederim. :) Didim’e varmadan 10 KM önce kadar (hatta Mavişehir’e bile gelmeden) bir orman kamp yeri. İsmini inan unuttum ama o yol üzerinde Didim’e kadar bir tek orası var kamp alanı olarak. Kişi başı 15 TL vermiştik giriş ücreti için. Ekstra bir ücret talep edilmedi. İnsan profili genelde standart çekirdek aile idi. O yüzden bize biraz bisikletli serseri gözüyle baktılar diyebilirim. Onun harici sıkıntısız güzel bir kamp yeriydi benim için.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir